Aralık-2019’da Çin’de sebebi açıklanamayan zaturre olgularının Dünya Sağlık Örgütü’ne  bildirilmesi ve bunun henüz orjini bilinmeyen hayvandan insana geçen koronavirüs enfeksiyonu nedenli olduğunun anlaşılması sonrası Dünya Sağlık Örgütü tarafından virüsün resmi adı SARS-CoV-2 (Şiddetli Akut Solunum Sendromu-Koronavirüs2) olarak belirlenmiştir. Neden olduğu hastalığı tanımlamak için CoVID-19 terimi kullanılmaktadır.  Çin’de gözlenen bu enfeksiyonun globalleşmeye bağlı olarak çok kısa sure içerisinde küresel bir sağlık acil durumu olması nedeniyle DSÖ tarafından virus pandemik olarak ilan edilmiştir. 

Bugüne kadar elde edilen bilgiler doğrultusunda hastalığın damlacık ve temas yoluyla bulaştığı bilinmektedir. Hastalık semptomları değişkenlik göstermekle birlikte yüksek ateş, öksürük ve/veya nefes darlığı yüksek sıklıkta gözlenen semptomlar arasındadır.  COVID-19 olgularının %80 kadarı hastalığı asemptomatik veya hafif bulgular ile geçirmektedirler. Geri kalan enfekte olgularda tedaviye gereksinim doğmaktadır ki bu olgular arasında özellikle 65 yaş ve üstü, kronik bir hastalığı olanların çoğunluğu oluşturdukları gözlenmektedir. Ayrıca bu grup, COVID-19’un önemli özelliklerinden biri olan ve DSÖ tarafından % 3.8 olarak bildirilen  ölüm oranının da en yüksek gözlendiği gruptur. 

Koronavirüsün tanısı için laboratuvar ortamında moleküler test yapılması gereklidir.  COVID-19 için tanısal testler virüsü izlemek, epidemiyolojiyi anlamak, vaka yönetimini sağlamak ve yayılımı baskılamak için oldukça önemlidir.  Hastalığı hafif seyreden veya herhangi bir bulgu göstermeyen ama virus enfeksiyonu olan olgular hastalığın yayılmasında önemli bir risk grubunu oluşturmaktadırlar.  Bireylerde yapılacak testler, enfekte vakaların saptanmasını ve tedavisini olanaklı kılmakta  ve izolasyonlarının sağlanması sayesinde hastalığın yayılması kontrol altına alınmaktadır. Bu nedenle test sayısının fazla olması pozitif vakaların tespit olasılığını arttırarak hastalığın yayılma hızını da azaltmaktadır. 

Viruslerin genetik materyali DNA veya RNA olabilmektedir. Koronavirüs, yaklaşık 27-32 kb'lik tek iplikli RNA'dan oluşan bir RNA virüsüdür.  İnsanı enfekte ettiğinde hücre içine girdikten sonra kendi RNAsını kullanarak hücrelerde çoğalmaya başlar ve hastalık oluşturur. Bu virüsün bireylerde tespit edilebilmesi için kullanılan 2 farklı test bulunmaktadır: 1. Yakın zamanlı enfeksiyonu sorgulayan Serolojik test, 2. Kişide mevcut enfeksiyonu saptayabilen moleküler tanı testi. 

Virüsün insanı enfekte etmesi durumunda, vücut enfeksiyonla savaşmak için “antikor” adı verilen özel yapılı proteinler üretmeye başlar. Hızlı test adıyla da bilinen antijen ve antikor tespitine dayalı serolojik test oldukça hızlı sonuç verebilen testlerdir. Ancak bu testte virüsün kendisini tespit etmek yerine, vücudun enfeksiyona karşı antikor üretme reaksiyonu analiz edilmektedir. Enfekte olan bir kişinin yaklaşık 10 gün sonra antikor geliştirdiği düşünüldüğünde bu testlerin yanlış negatif sonuç verme olasılığı yüksektir ve ayrıca erken enfeksiyon aşamasında fayda sağlamamaktadır.

Kişide mevcut koronavirüs enfeksiyonunu saptayabilen moleküler tanı testinde ise virüs RNA’sının olgu materyalinde olup olmadığının değerlendirildiği PZR tabanlı test (RT-PZR= Reverse Transkripsiyon Gerçek Zamanlı Polimeraz Zincir Reaksiyonu); koronavirüsü saptamak, izlemek ve incelemek için en doğru laboratuvar yöntemlerinden biridir. Oldukça hassas ve spesifik bir yöntem olup, güvenilir tanı koyabilme özelliğine sahiptir.  Analizin yapıldığı olguda çok az miktarda viral RNA bulunması durumunda dahi virüsü tespit edebilmesi nedeniyle erken enfeksiyon sürecinde de yanıt verebilmektedir. Diğer önemli bir avantajı da sonuç alma süresinin kısa olmasıdır ki bu özelliği gün içerisinde çok sayıda olguya ulaşıp test yapılabilmesi açısından ayrıca önemlidir. 

Ancak bireyden alınan örnek miktarının yetersiz olması, materyalin ve/veya tanı kitinin transferinin uygun koşullarda yapılmaması, hastalığın erken dönemi nedeniyle virüs yükünün çok düşük olması vb. nedenlerle, olguda COVID-19 enfeksiyonu olmasına rağmen  tanı testi yanlış-negatif  sonuçlanabilmektedir. DSÖ, bu durumlarda testin tekrarlanması gerektiğini bildirmektedir.

Dünyada gün geçtikçe artan yayılımı göz önüne alındığında çoğu ülkede acil eylem planlarının devreye alındığı bu pandemide güvenilir, hızlı ve ucuz testlerin kullanılması pozitif bireylerin belirlenmesine ve bu pozitif bireylerde ‘kendini izole etme (self-isolation)’ yöntemlerinin uygulanmasına olanak tanıyarak hastalığın artan bir hızla yayılmasının önüne geçebileceği öngörülmektedir. Özellikle genç bireylerin asemptomatik taşıyıcılar olabileceklerini unutmamaları gerekmektedir. Bu dönemde tüm bireylerin kendilerini izole ederek ve kişisel hijyene önem vererek hem kendilerini hem de sevdiklerini korumaları mümkündür. 

Prof. Dr. Sevilhan ARTAN

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi

1. Corman, V. M., Landt, O., Kaiser, M., Molenkamp, R., Meijer, A., Chu, D. K., ... & Mulders, D. G. (2020). Detection of 2019 novel coronavirus (2019-nCoV) by real-time RT-PCR. Eurosurveillance, 25(3).

2. World Health Organization. (2020). Laboratory testing for coronavirus disease 2019 (COVID-19) in suspected human cases: interim guidance, 2 March 2020 (No. WHO/COVID-19/laboratory/2020.4). World Health Organization.